Kimyasal zehirlenmeye karşı hangi antioksidanları kullanalım?

Antioksidanlar, serbest radikallerin yol açacağı (oksidatif) hasarlardan vücudu koruyan maddelerdir..Bu serbest radikaller vücutta dramatik değişiklikler ve hasarlara yol açabildikleri için de son derece güvensiz moleküllerdir. Doğal yaşlanmanın etkilerini hızlandırmaktan tutun da genetik mutasyonlar neticesinde kensere sebebiyet vermeleri muhtemeldir.  Antioksidanlar .çeşitli besin maddelerinde olabildiği gibi, vitamin, mineral, amino asitler ve enzimlerde de bulunabilmektedirler. Bu yazımızda antioksidan kaynaklarını ve kullanımlarını irdeleyeceğiz.

Başlamadan önce ufak bir hatırlatma yapmak isterim ki: kimyasal zehirlenmeye maruz kalındığında birkaç farklı antioksidanın eş zamanlı kullanımı daha da faydalıdır ve tavsiye edilmektedir.

Antioksidanların kralı hiç şüphesiz ki vücudumuzca da ütetilebilen alfa-lipoik asitdir. “Evrensel Antioksidan” olarak da bilinen alfa-lipoik asit kendisi güçlü bir koenzim olmasının yanı sıra,  C ve E vitaminleri, glutatyon ve koenzim Q10 dahil olmak üzere birçok antioksidanın da etkinliğini artırır. Alfa-Lipoik asit sürekli olarak bu antioksidanları yenileyip geri dönüştürür ve bu sayede de sürekli olarak vücuttaki serbest radikal hasarını nötralize etmiş olur. Hekiminize danışarak günlük 60- 100mg alabilirsiniz. Doğal beslenme yoluyla da alfa-lipoik asit açısından zengin olan gıdaları tercih etmenizde fayda var. Brokoli, ıspanak, bezelye,brüksel lahanası, bira mayası, pirinç kepeği, organ etleri doğal alfa-lipoik açısından zengin gıdalardır.

Antioksidanlardan bahsederken üzüm çekirdeği ekstresini anmadan olmaz. Adından dolayı sadece çekirdeklerden elde edldiğini sanmayın, üzümün çekirdeği, kabuğu ve saplarında da bulunan besinsel öğelerden elde edilir. Çok güçlü antioksidan özellikleri ve flavonoidler olarak bilinen koruyucu bileşikleri vardır. Kırmızı şarapta da bulunan oligomerik proantosiyanidin (OPC), Kersatin, kateşin, ellagic asit ve resveratrol içerir. Hekimizinin gözetiminde günde bölünmüş dozlar halinde 25 – 100 mg alınabilir.

Bir başka güçlü antioksidan yeşil çaydır. Yeşil çay vücuttan toksinlerin temizlenmesinde çok faydalıdır ve günlük olarak alınabilir. 2 tatlı kaşığı kadar kuru yeşil çay yaprağını sıcak bir kupa suya koyun ve 3-4 dakika demlenmeye bırakın. Suyu kupaya eklemeden once kaynamanın durduğundan emin olmalısınız zira kaynayan su yeşil çaydaki yararlı unsurlarından bazılarını yok eder. Eğer 3-4 dakikadan daha uzun infuzyon yaparsanız çayınız daha acımtırak olacaktır ve içimi zorlaşacaktır. En uygunu seramik, cam ya da toprak kupalardır. Bu şekilde hazırlanmış yeşil çayı hergün 1-2 kupa afiyetle şifa niyetine tüketebilirsiniz.

Son yıllarda duymaya başladığımız çamkabuğundan elde edilen Pycnogenol yine en etkili antioksidanlar arasındadır. Fransa’nın güneyinde yetişen Fransız deniz çam ağaçlarının kabuğundan elde edilen bu özütte yaklaşık 40 kadar antioksidan ve bir kaç flavonoid bileşiği vardır. Pycogenol zengin antioksidan ve flavonoid içeriğinden dolayı günümüzde en etkin ve güçlü antioksidanlar arasında yerini almıştır. Özellikle belirtilmesi gereken flavonoidlerden biri OPCdir, vücudumuzun kullanabilmesi açısından ele alındığında E vitamininde olandan 50 kat, C Vitamininde olandan da 20 kat daha güçlü antioksidant içeriği vardır. OPC aynı zamanda üzüm çekirdeği ekstresinde de bulunur. Pycogenol vücut tarafından emilimi en kuvvetli olan antioksidan olarak literature geçmiştir. Bölünmüş dozlar halinde, günde 25 ila 100 mg alınabilir ancak bazı insanlar çam kabuğu ekstresine karşı alerjik reaksiyon gösterebilmektedir ve mutlaka hekime danışıp kullanılması önerilmektedir.

Selenyum güçlü bir antioksidan mineraldir. Bir tek tane Brezilya fındığı günlük gereksinimi karşılayacak kadar çok selenyum içerir. Belirle dönemlerde vücudumuzu desteklemek açısından bir kaç adet Brazilya Fındığı yiyebilir ya da hap olarak almak istiyorsanız  100 – 200 mcg olacak şekilde doktorunuza da danışıp günde iki kez alabilirsiniz.

Beslenmenize mümkün olduğu kadar fazla antioksidan eklerseniz sağlığınızı korumak yolunda ilk adımı atmış olursunuz. Umutmayınız ki sağlığınızı korumak, hastalığı tedavi etmekten çok daha kolaydır.

Sağlıklı günler dilerim.

This entry was posted in Pratik Reçeteler, Şifalı Bitki Kürleri and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply