Koloidal Gümüş Nedir, Nasıl Kullanılır, Güvenli midir?

gumusPiyasada “koloidal gümüş” olarak satılan üç farklı sıvı gümüş türü var:

  • İyonik Gümüş
  • Gümüş Protein
  • Koloidal Gümüş 

Bunların hepsine bilinçli ve ya bilinçsizce koloidal gümüş dense de aslında içlerinde sadece nano boyutta gerçek gümüş içerenler koloidal gümüş sınıfındadır.

Öncelikle Kolloid Nedir?

Kolloid, çözünmeyen ultra ince parçacıklardan oluşan ve süspansiyonda kalabilen maddelere denir. Bu ultra ince parçacıklar aslında çoğu molekülden daha büyük olsalar da çıplak gözle görülemeyecek kadar da küçüktürler. Kolloidal gümüş gibi bir metal kolloidden bahsettiğimizde kolloid terimi süspansiyon içindeki gümüş partiküller anlamına gelir. Gerçek bir gümüş kolloidalda gümüş parçacıklarının ideal boyutu, çap olarak 0.005 – 0.015 mikron aralığındadır. Bu parçacıklar, gümüşün antiseptik özelliğini desteklemek ve gümüş parçacıklarının suda asılı kalmasını sağlayabilmek için elektriksel olarak yüklenirler.

Koloidal Gümüş mü İyonik Gümüş Suyu mu? 

Piyasada koloidal gümüş etiketiyle satılan sıvıların çoğu aslında sadece iyonik gümüş suyudur. Koloidal gümüşün su içinde askıda kalan gümüş parçacıkları olduğunu söylemiştik. İyonik gümüş ise koloidal gümüşden farklı olarak su içinde çözünmüş gümüşlü sıvıdır. Nasıl ki şeker veya tuz suda çözünürse gümüş iyonları da  su içinde çözünmüş durumdadırlar. Gümüş iyonu, bir orbital elektronu eksik olan tek bir gümüş atomudur. Gümüş atomunun orbital elektronlarının sayısı ve düzeni, fiziksel özelliklerini belirler. Bir elektronu çıkarttığınızda gümüşün fiziksel özellikleri önemli ölçüde değişir. Kolloidal metalik gümüş suda çözünmeyip askıda kalırken iyonik gümüş sadece suda çözülerek var olabilir.

İyonik gümüş kimyasal olarak kararsızdır, stabil değildir ve çevresi ile devamlı etkileşim halindedir. Bu etkileşim de iyonik gümüş suyunun vücuttaki yapısını değiştirir. İnsan vücudunda hücrelerin dışındaki en yaygın anyon klorür olduğuna göre iyonik gümüşün içindeki gümüş, vücuttaki klorür ile birleşip gümüş klorüre dönüşür. Gümüş klorür çözenemeyen bir bileşendir ve bir kere gümüş iyonları klorür ile birleşip gümüş klorür açığa çıktığında artık iyonik gümüş diye bir şey kalmamış olur. Yani bütün iyonik gümüş içeren sıvılar vücuda girdiklerinde artık gümüş klorüre dönüşmüş demektir ve metabolik işleyiş gereği böbreklerden süzülüp idrar yoluyla da atılırlar. Yani bizim için asıl kıymetli olan koloidal gümüşün sağlayacağı faydaları sağlamadan vücuttan çıkmış olurlar. İyonik Gümüş içildiği zaman anında kimyası değişirken kolloidal gümüş içildiğinde çözelti değil de gerçek gümüş parçacıklarından oluştuğu için bu mikroskobik gümüş parçaları midede hidroklorik asitten etkilenmez ve ince bağırsak duvarından emilerek kana karışabilirler.

Elinizde likit iyonik gümüş varsa içine bir fiske tuz atarsanız renginin değiştiğini kendiniz de görebilirsiniz. Gümüş iyonları sodyum ile etkileşime girerek suyun rengini değiştirecektir. Oysa koloidal gümüşün içine tuz atarsanız yapısında bir değişiklik gözlemleyemezsiniz. Piyasada evde gümüş suyu yapımı için çeşitli aletler satılmaktayken bu aletlerle ancak gümüş iyonlu su elde edebilirsiniz, evde gerçek koloidal gümüş yapmak mümkün değildir. İyonik gümüşün en büyük tehlikesi de doz aşımı ve yanlış konsantrasyonda kullanımının mavi deri diye bilinen efsane mavi adam hikayesindeki argyria’ya yol açmasıdır. Hemen belirtmekte de fayda var bu öyle çok da sık karşılaşılan bir durum değil aslında. Yüz yıldan fazla geçmişi olan Medikal Gümüş kullanımına bakılırsa tespit edilmiş mavi cilt vakası sadece 2 – yazı ile iki- tanedir. Her ikisi de gerçek koloidal gümüş değil evde üretilmiş iyonik gümüş suyunun doz aşımı sonucu yaşanan hazin sonuçlardır. Doz aşımı her ilaçla her takviyede olduğu gibi koloidal gümüş için de geçerlidir. Her yerden alabileceğiniz bir ağrı kesici bile doz aşımı yaparsanız sadece cildinizi maviye döndürmekle kalmaz, hayatınıza da mal olur. Günümüz toksikolojisine ilham olmuş Paracelsus 1500’lü yıllarda zehiri tanımlarken “Her madde zehirdir. Zehir olmayan madde yoktur; zehir ile şifayı ayıran dozdur” demiştir. Bu gibi toksik doz aşımı durumlarında da kendimize hep hatırlatmamız gereken gerçek tam da budur: şifayı zehirden ayıran dozdur, kişiye uygun doz yaşamsal önemdedir. 

Çok yaygın olmasa da bir de protein içeren kolloidal gümüş çözeltileri var. Bazı üreticiler de etiketlerinde bunu belirtmeseler de gümüş partiküllerini askıda tutabilmek için ürünlerine jelatin tarzı protein ekliyorlar. Bu da yine kendi risklerini beraberinde getiriyor. Jelatin veya kazein eklenmiş çözeltiler maalesef mikrobiyel istilaya gayet açık bir hale gelir. Normal şartlarda mikropların koloidal gümüş çözeltisinde barınması mümkün değildir. Ancak çözeltide protein olduğu zaman, protein molekülleri nispeten daha büyük oldukları için gümüş partiküllerini enkapsüle edip anti bakteriyel özelliğini de baskılamış olurlar. Bu sebeple protein içeren kolloidal gümüş solusyonlarının medikal anlamda kullanımı uygun değildir. Hele de yara pansumanı, sinüs temizliği gibi durumlarda kullanılması büyük tehlike arz eder.

Olması Gereken Kolloidal Gümüş Nedir?

Kolloidal gümüş, saf su ve saf metalik gümüşün mikroskopik kümelerinden oluşan saf, tamamen doğal bir sıvıdır. Kolloidal gümüş, mikroskobik partiküllerin, her partikül üzerine yerleştirilmiş bir elektrik yükü ile süspansiyon halinde tutulduğu sentetik veya kimyasal içermeyen bir işlemle üretilir. Parçacık yüzey alanı kolloidin çevresi ile reaksiyona girme kabiliyetini doğrudan belirler. Bu nedenle, kolloidal gümüşün parçacık yüzey alanı etkinliği üzerinde doğrudan belirleyicidir. Parçacık yüzey alanı ne kadar yüksek olursa kolloidal gümüş de o kadar etkili olur. Kolloidal içinde de yine gümüş iyonları vardır, ancak askıdaki gümüş partikülleri gümüş iyonlarından daha çoktur. 

Kolloidal Gümüş Ne İşe Yarar?

Kolloidal gümüş güçlü bir antimikrobiyeldir. Yaklaşık 650’den fazla organizmaya karşı etkili olduğu tespit edilmiştir. Çoğu antimikrobiyel karışım canlı dokulara da zarar verebilirken koloidal gümüş canlı dokuya zarar vermez. Harici olarak birinci derece yanıklarda, özellikle diyabet sebepli yaralarda, sinüzitte, aftlarda ve sivilcelerde kullanılabileceği gibi kişinin sağlık durumuna göre doktoruna danışıp ağızdan alımı da yaygındır.

Günümüzde basit bir yara bile antibiyotiğe dirençli bakterilerin yarayı devamlı enfekte etmeleri sonucu aylarca iyileşemeyebiliyor. Bakterilerin pansuman malzemelerinde dahi barınabilmeleri yaralı dokuyu enfeksiyona maruz bırakarak iyileşmeyi geciktirmesi çok sık rastlanan bir durum. Hal böyleyken pansuman malzemesinin seçimi önemli bir rol oynamaktadır. Koloidal gümüşün in vitro ve in vivo olarak; S. aureus, MRSA ve P. aeruginosa’ya karşı önemli bir anti-biyofilm etkinliğine sahip olduğu tespit edilmiştir. Bakteriyel biyofilm oluşumlarını baskılamak yara iyileşmesi için büyük önem taşır. Araştırma bulgularına göre kolloidal gümüş içeren pansuman solüsyonu kullanıldığında hem Gram-negatif hem de Gram-pozitif bakterilerin neden olduğu biyofilm enfeksiyonları başarıyla önlenebilmektedir(1). 

Bir başka araştırma bulgusu da koloidal gümüşün kronik sinüzit üzerindeki etkisine bakmış ve 10 gün boyunca günde iki kez (0.015 mg / mL) sinonazal durulamanın güvenli ve etkili olduğunu tespit etmiştir. Araştırma bulgusu bu yöntemin oral antibiyotiklerden daha üstün olmadığı sonucunu da belirtmiştir. Koloidal gümüşün daha üstün olmamasından ziyade antibiyotik kadar  etkili ve üstelik bir de güvenli olması kanımca daha önemli bulgudur(2).

Oral yolla içimi elbette kişiden kişiye değişir, sağlık durumuna göre doktor kontrolünde kullanımı daha uygundur. Sağlıklı bir insanın düzenli bağışıklık güçlendirmek için içmesi de elbette konumuz dışıdır. Ancak haricen kullanımı bu kadar etkili ve güvenli iken farmakolojide akut tropikal uygulamalarda, yara pansumanları, boğaz veya burun spreylerinde  güvenle kullanılmaması ve ilk yardım çantamızda yerini almaması için bir neden göremiyorum. 

Referanslar

1 Tran, P. L., Huynh, E., Hamood, A. N., De, A., Mehta, D., Moeller, K. W.,Reid, T. W. (2017, April 01). The ability of a colloidal silver gel wound dressing to kill bacteria in vitro and in vivo. Retrieved from https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28379105

2- Ooi, L., M., Richter, Katharina, Bennett, Luis, Peter- John. (2018, March 27). Topical Colloidal Silver for the Treatment of Recalcitrant Chronic Rhinosinusitis. Retrieved from https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fmicb.2018.00720/full

 

This entry was posted in Alternatif Tedaviler, Genel and tagged , , , , , , , . Bookmark the permalink.

Leave a Reply