Kötü olan Kolesterol mü, Kolesterol İlaçları mı?

Cholesterolİlaç firmalarının yalanı SATILIK HASTALIKLAR pazarlamasında en başarılı olanı hiç şüphesiz ki ‘Kötü Kolesterol’dür. Düşünsenize senelerdir ilaç firmalarına garanti gelir kaynağı olarak görülen bir ‘hastalık’tan bahsediyorum. Bu firmalar öyle büyük ve öyle güçlüler ki; ciddi finans kaynakları ve çeşitli lobiler sayesinde gerçekte hiç var olmayan bir takım hastalıkları sponsor oldukları araştırmaların ‘taraflı’ neticeleri sayesinde doktorları da ikna edip varmış gibi gösterip, milyarlarca dolarlık ilaç reçete edilmesini sağlıyorlar.

MerckÇok değil, bundan yaklaşık 40 yıl önce, 1976 yılında günümüzün de hala en büyük ilaç firması olan Merck’ün o zamanki yöneticisi Henry Gadsden, emekliliğinden kısa süre önce Fortune dergisine verdiği röportajda bakın ne demiş? ‘Ne büyük trajedidir ki firmamın pazarı sadece hasta insanlarla kısıtlı kalmak üzere, uzun zamandır en büyük hayalim sağlıklı insanlara da ilaç satabilmenin bir yolunu bulmak ve dünyadaki her insanı potansiyel müşteri haline getirmek. Sakız satar gibi ilaç satabilmek isterdim’

Hal bu kadar açık anlayacağınız, nedense biz gerçekleri görmemekte diretiyoruz. Birileri biz hasta olalım diye var gücüyle uğraşıyor. Biz hasta olalım ki onlar daha çok para kazansın, bize ilaç satsınlar sonra o ilaçlar başka yan etkilere yol açsın sonra o yan etkilerden kurtulmak için de başka ilaçlar alalım ve bu fasit dairenin içinde hapis olup kalalım. Bizim bir kabahatimiz yok aslında, Hipokrat yemini etmiş hekimlere güveniyoruz, kaldı ki onlar da ne derece gerçeklerin farkında bu da ayrı bir soru işareti. Gerçeğe giden bütün yollar kapanmış, gölgelenmiş; “yeter ki düzen bozulmasın, yeter ki biz ayılmayalım”.

Laboratuvar deney tavşanıBağımsız bir kimyager ya da bilim adamı araştırma yapmak istese zaten ne ödenek bulabiliyor ne de ekip. Zaten ilaç firmalarının da kendi sponsor olduğu çalışmaların neticesinde kolesterolün damarları tıkadığı bulunuyor ya hep, o çalışmalar genelde tavşanlar üzerinde yapılıyor. Gariban otçul hayvanlar elbette genlerine aykırı kolesterolle ne yapacaklarını bilemedikleri için yanlı araştırmacıların ekmeğine yağ sürülmüş oluyor. Anlayacağınız tavşanlar üzerinde yapılan bu çalışmalar tam ‘bozacının şahidi şıracı durumu’ olmuş, İlaç hazır, satılıp nakite dönmesi için acil deney lazım! voilà

kolesterol hapları

ABD’de 2008 yılında sadece 2 firmanın kolesterol ilacı satışı 11.4 Milyar USD

Son yılların en sarsıcı uyanışı bana göre kolesterol gerçeğinin üstündeki buğunun kalkmasıyla başladı. Kolesterol ve güya yol açtığı kalp krizi korkusuyla dünya genelinde milyonlarca insan kolesterol seviyelerini düşürmek amacıyla STATIN ilaçları içmektedir ve elbette bir kere bu ilaçlara mahkûm oldunuz mu bu müebbet arada af çıksa da size yaramayacak bir hüküm. Artık ÖMÜR BOYU bu ilacı kullanacaksınız… 2008 yılında Amerika’da en çok reçete edilen ilaç Lipidor idi (anti-kolesterol ilacı), 7.8 Milyar dolarlık satıştan bahsediyoruz. AstraZeneca firmasının anti-kolesterol ilacı Crestor ise 2008 yılında %30’luk bir yükselişle $3.6 milyar dolarlık satış yaptı. Güzel para değil mi, kim vazgeçmek ister bu ‘garanti’ gelirden? Şüphesiz ki kolesterol ilaçları son 15 yılın en çok kazandıran ilaçlarının başında geliyor, uyanmasaydık iyiydi. Bir 15 yıl daha böyle devam ederlerdi; ta ki yeni bir varsayımsal hastalık icat edene kadar.

Sürekli düşürülen, inanmamızı istedikleri  "normal" kolesterol seviyeleri

Sürekli düşürülen, inanmamızı istedikleri “normal” kolesterol seviyeleri

Tabi bu arada bir kere bu oyunun ne kadar da kolay işlediğini görünce elbette fazlasını istemeye başladı aç kurtların karınları. Tekrarlanan her araştırmada ‘normal’ sayılan kolesterol değeri düştü de düştü. Geçen sene kolesterolü normal çıkan bir sonraki muayenede kolesterolü aynı bile çıksa bu sefer ‘İLAÇLIK’ oldu anlayacağınız. Kimse de sorgulamadı, korkuyorlar çünkü kalp krizi riski var ucunda ölüm var. Hiç kimse çıkıp da demedi ki ABD’de 1994-2006 yılları arasında 65-74 yaş arası yüksek kolesterolü olan erkeklerin sayısı, kullandıkları statin ilaçları sayesinde hemen hemen %60 oranında düşmüştür tamam. Ancak madem kolesterol kalp damar hastalıklarına sebep oluyordu neden bu ~ %60 oranında düşüş kalp damar hastalıkları vak’alarına aynı ya da benzer oranla yansımadı?

Bu konuda yazılacak çok şey var, elbette konu aydınlanmaya başladıkça herkes üstüne düşeni yapacak ve gerçekler er ya da geç açığa çıkacaktır. Ben kolesterol ile ilgili olarak maddeler halinde bir kaç bilgi paylaşmak istiyorum.

  • Tüm yaşamımız boyunca her bir hücremiz kolesterol üretir. Vücudumuzun durumunakolesterol ve alyuvar göre de günlük 1000mg ve üzeri kolesterole ihtiyacımız vardır.
  • Günlük kolesterol gereksinimimizin hemen hemen sadece %15’ini besinleri yoluyla alırız geri kalanını ise kendimiz üretiriz.
  • Sadece karaciğerimiz günlük kolesterol gereksinimimizin neredeyse %60-%70’inden sorumludur. Bağırsaklarımız da %15’lik kısmı üretirler diyebiliriz ve geri kalanın üretimini de vücudumuzdaki diğer hücreler üstlenir.
  • Kolesterol sentezlenmesinin kontrolü de gayet hassas bir dengededir. Eğer besinlerden daha çok kolesterol alırsak bu oranda vücudumuz daha az kolesterol üretir. Aynı şekilde eğer besinlerimizden kolesterol alamayacak olursak da vücudumuz bu sefer kolesterol ihtiyacımızın tamamını kendi üretecektir.
  • ‘Besin yoluyla alınan kolesterolün Plazma Kolesterol değerlerinde hiç bir etkisi yoktur’ (Br Med J (Clin Res Ed). 1987 February 7; 294(6568): 333–336. PMCID: PMC1245349; Effect of dietary cholesterol on plasma cholesterol concentration in subjects following reduced fat, high fibre diet.)
  • Cildimizdeki kolesterol güneş ışığı sayesinde D3 vitaminine dönüşür.
  • Seks hormonlarımızın olabilmesi için kolesterole ihtiyaç vardır.
  • Myelin izolasyonu %20 kolesteroldür.
  • Vücudumuzdaki kolesterolün tamamının %25’i kadarı beynimizde bulunmaktadır.Beyin - Brain
  • Anne karnındaki bebeğin ve yeni doğan bebeğin beyin ve göz sağlığı ve gelişimi için kolesterole ihtiyaç vardır
  • Anne sütünde çok yüklü miktarda kolesterol vardır ve daha da ilginci anne sütünde var olan belirli bir enzim sayesinde sütteki bu kolesterolün tamamı bebeğin sindirim sistemi tarafından emilir.
  • Safranın %60’ını oluşturan safra asitleri, hepatositlerde kolesterolden sentezlenerek, burada safra tuzlarına dönüştürülmekte ve bunlar da hazım ve çeşitli besinsel yağların özümsenmesinde kullanılmaktadır. Ayrıca yağda çözülen A, E ve D vitamin gibi vitaminlerin de emiliminde yine kolesterol gerekmektedir.

Vücudumuz için yararlarını saydıktan sonra son zamanlarda yapılan bazı çalışmaların sonuçlarını paylaşmak isterim.

  • Kolesterol seviyesinin bağışıklığımız üzerinde direk etkisi vardır. Akyuvarlar bağışıklık sistemimizin bir parçasıdır. Yabancı zararlı maddelere karşı vücudumuzun direncini koruyabilmesi ve hastalıklara karşı savunabilmesi için yeterli yoğunlukta akyuvarlarımız olmalıdır. Sağlıklı, genç ve orta yaşlı erkeklerde yapılan bir araştırmada görülmüştür ki, kolesterolü 160mg/dL ve altı seviyede olanlarda toplam akyuvar sayısı ve akyuvarların çeşitliliği kayda değer oranda düşüktür. Düşük LDL seviyeleri bağışıklık sistemimizde patolojik bozulmalara yol açarlar. (Muldoon MF and others. Immune system differences in men with hypo- or hypercholesterolemia. Clinical Immunology and Immunopathology 84, 145-149, 1997.)
  • 35-57 yaş arası 332,547 erkekte 16 yıl boyunca yapılan bir çalışmada bulunan veriye göre: 160mg/dL ve altı seviyede kolesterolü olan erkeklerin AIDS hastalığından hayatlarını kaybetme ihtimali 240mg/dL ve üzeri kolesterole sahip olanlardan 3 kat daha fazladır.(AIDS. 1997 Jun;11(7):929-30. Low serum cholesterol and risk of death from AIDS.)
  • 1998’de yayınlanan bir makaleye gore 160mh/dL ve altı seviyede kolesterolü olan erkeklerin HIV virüsüne yakalanma ihtimali yüksek kolesterolü olan erkeklerden %66 daha fazladır. (J Acquir Immune Defic Syndr Hum Retrovirol. 1998 Jan 1;17(1):51-7.)
  • “Düşük serum kolesterol seviyelerinin şiddete bağlı suçlarla ciddi sayılabilecek ilişkisi vardır!” (J Psychiatr Res. 2000 Jul-Oct;34(4-5):301-9. Low cholesterol and violent crime.)
  • “Düşük kolesterol seviyesinin aynı zamanda intihar eğilimleri ile de ciddi sayılabilecek bir ilişkisi vardır!” (Psychiatry Res. 2010 Jun 30;178(1):217-9. Epub 2010 May 8; Cholesterol, CSF 5-HIAA, violence and intent in suicidal men.)
  • Oxford’da Profesör David Horrobin’e göre : “Kolesterol seviyelerini büyük ölçüde düşürmek davranışları daha da şiddet içeren boyutlara doğru kaydırır. Şiddet içerikli bu davranış belki ölüme sebep vermez ancak iş ve aile hayatında daha çok şiddet, çocuk istismarı veya kadına karşı şiddet olarak karşımıza çıkabilir.” (Horrobin David F. Lowering cholesterol concentrations and mortality. British Medical Journal 301, 554, 1990.)
  • “Düşük kolesterol seviyelerinin gastrointestinal hastalıklar ve solunum yolu hastalıklarından ölüm riskini arttırdığı düşünülmektedir.”  (Jacobs D and others. -Report of the conference on low blood cholesterol: Mortality associations. Circulation 86, 1046–1060, 1992.)
  • “Yüksek kolesterol seviyeleri kronik hastalıklarda hayatta kalma sürelerini uzatabilmektedir. Kronik böbrek hastalıkları, kronik kalp yetmezliği, kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, kanser, AIDS, romatizma ve kireçlenme bu hastalıklara başlıca örnektir. ” (Clinical Nutrition & Metabolic Care 2007 Jul;10(4):433-42)
  • Massachusetts Institute of Technology (MIT) tüm tıbbi literatürde bir tarama yapmış ve Statin ilaçlarının ölüm oranları üzerinde herhangi bir önleyici ya da geciktirici etkisini gösteren bir çalışmaya rastlamamıştır. Statin ilaçlarının kolesterolü düşürdüğü doğrudur ancak bu tek başına kullananların hayatlarının daha da uzaması anlamına gelmez. Hatta MIT’ye göre Statin ilaçları, kaslar, karaciğer ve böbreklerde çeşitli tahribatlara yol açabildikleri için sağlıklı uzun bir ömür şöyle dursun bir de kalan ömrünüzün yaşam kalitesini de olumsuz etkilemektedir. (Krumholz HM and others.  Lack of association between cholesterol and coronary heart disease mortality and morbidity and all-cause mortality in persons older than 70 years.  Journal of the American Medical Association. 272, 1335-1340, 1990.)
  • “Kronik kalp yetmezliğinden ölüm riski toplam kolesterol seviyesi ile ters orantılıdır. Serum kolesterolü en yüksek olan hastalar daha düşük olan hastalardan daha uzun yaşamışlardır. ( Rauchhaus M and others. The relationship between cholesterol and survival in patients with chronic heart failure. Journal of the American College of Cardiology 42, 1933-1940, 2003.)
  • “Yale Üniversitesi Kardiyovasküler Tıp Departmanı’na göre yaşlılar arasında kolesterolü düşük olanların ölüm oranı kolesterolü yüksek olanlara göre iki kat daha fazladır.” ( Jacobs D and others. Report of the conference on low blood cholesterol: Mortality associations. Circulation 86, 1046-1060, 1992.)

Şimdiye kadar burada yazdıklarım kolesterol konusunda hala sizi tatmin etmedi ise şu grafiğe bakmadan bu konudaki kararınızı vermeyin derim. Dünya Sağlık Örgütü’nün toplam 164 ülkeden alınmış verileri ile derlenmiş ölüm oranları ve kolesterol seviyelerini gösteren bir grafik.

Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün toplam 164 ülkeden alınmış verileri ile derlenmiş ölüm oranları ve kolesterol seviyelerini gösteren grafik

Dünya Sağlık Örgütü(WHO)’nün toplam 164 ülkeden alınmış verileri ile derlenmiş ölüm oranları ve kolesterol seviyelerini gösteren grafik (Grafiği daha büyük boyutta görmek için lütfen üzerine tıklayınız)

Şimdi gelin bu grafiği beraber okuyalım, bakalım ne diyor?

  • Eğer kolesterol seviyeniz 175mg/dL altında ise kalp krizi riskiniz iki katına çıkar.
  • Eğer kolesterol seviyeniz 150mg/dL altında ise kalp krizi riskiniz üç katına çıkar.
  • Eğer kolesterol seviyeniz 175mg/dL altında ise genelde ölme ihtimaliniz iki kat fazladır.
  • Eğer kolesterol seviyeniz 150mg/dL altında ise genelde ölme ihtimaliniz dört kat fazladır.
  • Kardiyovasküler ( Kalp damar yolları) bir hastalıktan ölme ihtimalinizi minimize etmek istiyorsanız ideal kolesterol seviyeniz 200-215mg/dL olmalıdır !!
  • Herhangi bir hastalıktan ölme ihtimalinizi minimize etmek istiyorsanız ise ideal kolesterol seviyeniz 220-225mg/dL olmalıdır !!
  • Düşük kolesterol eşittir bakteriyel, enfeksiyonel hastalıklar veya kardiyovasküler hastalıklardan daha fazla ölüm oranı.

E ama şimdi kafanız karışmadı mı? Hani “uzmanlar” diyorlardı ki ideal kolesterol 100-199 mg/dL arasında olmalıdır? İyi de o zaman niye bize ilaç satıyorlar değil mi? Kolesterolümüz 200 bile çıksa hemen elimize bir statin reçetesi tutuşturmuyor mu doktorumuz? Neden?

Kolesterol kaynaklarıNedeni şu; çünkü ilaç firmalarının para kazanması lazım, aynen 40 yıl önce Merck’ün yöneticisinin öngördüğü gibi sağlıklı insanlara da ilaç satmanın yolu bulundu. Bu araştırmaları yapan kurumları destekleyerek, normal sayılan seviyeyi belirleyecek olan panellerdeki bilirkişileri çeşitli yollarla ikna ederek hastalık satmanın kolay yolunu buldular. İnsan sağlığının tamamen bir ticarete dönüşmüş olması beni derinden etkiliyor.

Ha unutmadan, size ömür boyu kullanılacak bu statin ilaçlarını reçete ederken bunların muhtemel yan etkilerini de beraberinde alıyorsunuz tabii. Nelerdi hatırlayalım mı? Kas ağrıları ve tahribatı, karaciğer sorunları, sindirim sorunları, Yüksek kan şekeri, ciltte döküntü ve kızarıklıklar ve hafıza kaybı veya ALS gibi Nörolojik rahatsızlıklar. Ve kim bilir daha keşfedilmeyen neler…

Haliyle bu yan etkileri gidermek için başka ilaçlar almak icap edecek değil mi?  Nasıl güzel bir döngü, neredeyse kusursuz işliyor senelerdir. Cadı kazanı gibi korkup çomak sokamıyor kimse de…

Eğer Statin ilaçları kullanıyorsanız bence en kısa zamanda doktorunuzdan tekrar bir randevu isteyin ve ilaç kullanmanızın gerekliliğini bir de bu bilgiler ışığında birlikte tekrar gözden geçirin. Unutmayın her birimiz kendi sağlığımızdan ve genlerimizi sağlıklı tutarak gelecek nesillerin sağlıklarından sorumluyuz.

This entry was posted in Genel and tagged , , , , . Bookmark the permalink.

One Response to Kötü olan Kolesterol mü, Kolesterol İlaçları mı?

  1. makbule karakaya says:

    Kolesterol ilaçlarının yüksek kolesterolden çok daha fazla zararlı olduğunu tecrübe ettik (eşimden dolayı). dr.a sormadan kestik, tezimiz doğruydu, diyetle hem kolesterolünü hem şekerini, hem tansiyonunu düzenledik.

Leave a Reply